|
Internet nedir ?
İnternet , birçok bilgisayarı birbirine bağlayan bir iletişim ağıdır.Hızlı ve düşük maliyetli bilgi alışverişi için kurulmuştur.Ama gelişen teknoloji ile beraber , birçok konuda aradığınız herşeyi bulabileceğiniz bir ortam haline gelmiştir.Aynı zamanda eğlenceli vakit geçirmek ve yeni dostlar edinmek için de yepyeni bir ortamdır.
İnternet sayesinde dünyanın her tarafından insanlarla tanışabilir , alışveriş yapabilir ve bilmediğiniz bir çok şeyi öğrenebilirsiniz.
İnternetin tarihçesi
İnternet, birçok bilgisayar sistemini TCP/IP protokolü ile birbirine bağlayan dünya çapında yaygın olan ve sürekli büyüyen bir iletişim ağıdır. İnternet, bilgiye kolay, ucuz, hızlı ve güvenli ulaşmanın ve onu paylaşmanın günümüzdeki en geçerli yoludur. Peki bu nasıl oluyor? sorusuna verilecek yanıta, İnternet’in çıkış noktasının açıklanmasıyla başlamak en doğrusu olacaktır. A.B.D. Savunma Departmanı bünyesindeki İleri Araştırmalar Projeleri Ajansı (ARPA)’nın 1969 yılında kurduğu ARPAnet ağı, bugünkü Internet’in ilk çekirdeği oldu. İlk başlarda, ARPA’dan destek alan bilim adamlarının birbirleriyle bilgi iletişiminde bulunmasını amaçlayan ARPAnet, elektronik haberleşmenin çok geniş bir kullanıcı talebiyle karşılaşmasının ardından değişik bilgisayarların birbirleri ile bağlanabilmesini sağlayan iletişim protokollerinin geliştirilmesine neden oldu. ARPAnet’in sağladığı avantajları gören diğer ülke bilim adamları da kendi üniversitelerini bu ağa katılmaya zorladılar. Elektronik bilgi iletişiminin önemini anlayan ticari kuruluşlarında ağa katılımlarıyla, Internet günümüzdeki büyüklüğüne ulaştı.
Internet Service Provider (İnternet Servis Sağlayıcı) nedir?
İnternet Servis Sağlayıcısı, kişilere, kurumlara internet servislerini tamamen ya da kısmen belirli bir ücret karşılığında sunan kuruluşlara verilen addır.
Internet’in sağladığı olanaklar nelerdir?
İnternet'i kullanarak,
Meslektaşlarınızla, arkadaşlarınızla haberleşebilir,
Mesleğinizle ilgili dökümanlara ulaşabilir (teknik doküman, raporlar, konferans duyuruları),
Hobilerinizle ilgili dokümanlara ulaşabilir (Müzik, sinema, hayvanlar... Aklınıza gelecek her konu),
Online üniversitelerde öğrenim görebilir, Çeşitli kurum/kuruluşların veri tabanlarına erişebilir,
Her türlü yazılım, kitap, giysi, yiyecek vb ısmarlayabilir,
3D Worldlerde ev sahibi olabilir,
Diğer insanlarla birebir konuşabilir,
Müzik dinleyebilir,
Çok kullanıcılı Interaktif oyunlarda oynayabilir,
Ve burada sayamadığımız sayısız aktiviteye katılabilirsiniz
Bilimle teknoloji arasında tabiî bir döngüsel ilişki vardır; bilimsel çalışmalar uygulamaya elverişli bilgi üreterek teknolojik gelişmeye yol açarken, teknolojik gelişmeler de bilimsel araştırmaların daha uygun şartlarda yapılmasını sağlayarak bilimsel gelişmeyi hızlandırmaktadır. Yeniçağ başlarından itibaren belirginleşmeye başlayan bilimle teknoloji arasındaki bu ilişki mâhiyet değiştirmeden günümüze kadar devam etmiştir. Ancak, 1950'li yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan elektronik bilgisayarlarla birlikte bilim-teknoloji ilişkisindeki döngü giderek daha kısa sürelerde tamamlanır olmuştur. Bilgisayarlar her gün biraz daha güçlenirken, güçlü bilgisayarlar sâdece mevcut araştırmaları hızlandırmakla kalmamakta, önceden imkansız olanı mümkün kılarak yeni bilgi alanları ortaya çıkarmaktadır. Bilgimizin sınırları genişlerken mesâfeler küçülmektedir. Bunun tabiî bir sonucu günümüz toplumlarında yaşanan hızlı sosyal ve kültürel değişmedir. Bu değişme karşında kayıtsız kalmak veya korku ve endişeye kapılarak içe kapanmak yerine, değişmeyi ortaya çıkaran teknolojiyi önce anlamak sonra da onu etkili kullanarak değişmeye yön vermeye çalışmak takınılacak en doğru tavırdır.
Bu makalede, önce söz konusu bu hızlı değişmenin motoru durumundaki bilgi teknolojisi bilimle ilişkisi çerçevesinde ana hatlarıyla ele alınmakta, sonra da bu bakımdan Türkiye'deki durum ortaya konmaya çalışılmaktadır.
Bilim ve bilgi teknolojisi arasındaki ilişki, bilim ve diğer teknolojiler arasındaki ilişki ile kıyaslandığında şu iki fark ortaya çıkmaktadır: 1-Bilimle bilgi teknolojisi arasında doğrudan bir ilişki vardır; başka bir ifâdeyle, bilgi teknolojileri bilimsel araştırma sürecinin bütün safhalarında (veri derlenmesi, veri yönetim ve analizi ve elde edilen bilgilerin yayılması) doğrudan kullanılmaktadır; 2-Bilgi teknolojileri istisnasız bütün bilim dallarında kullanılmaktadır (ayrıca, tabii gündelik hayatın bütün alanlarına girmeye başladığı da not edilmelidir).
Bu durum bilgisayarı diğer teknolojik araçlara göre üstün kılan şu iki özellikten kaynaklanmaktadır. Birincisi, bilgisayarlar belli bir iş yapmak üzere önceden programlanabilmektedirler. İkincisi ise yapılacak işin gereklerine göre bilgisayarlara yeni çevre birimleri (girdi ve çıktı birimleri) ilâve edilebilmektedir. Bu sâyede meselâ uzay araştırmalarında, uzaya gönderilen araçlardaki bilgisayarlara bağlı kameralarla gök cisimlerine ait fotografik veriler derlenip işlenmekte, genetik araştırmalarda insanın genetik yapısını oluşturan inanılmaz uzunluktaki DNA dizisi büyük bir sabır ve emekle veri tabanlarına yüklenerek şifresi çözülmeye çalışılmakta ve kuantum fiziğinde maddenin şimdilik bilinen en küçük yapıtaşlarını oluşturan kuarklar incelenirken ihtiyaç duyulan yüksek enerji seviyelerine bugünkü teknolojiyle erişilemediğinden, teorinin öngördüğü şartlar bilgisayar simülasyon metotları kullanılarak oluşturulabilmektedir. Gerçekten de, bilgisayar teknolojisi bütün araştırmaların ortak zemini olma yönünde hızla gelişme kaydetmektedir.
Bilgisayar teknolojisinin bir diğer özelliği ise kendi kendisinin gelişmesine katkıda bulunmasıdır ki, bu da bu alandaki ilerlemenin katlanması sonucunu doğurmaktadır. Öyle ki, bu alandaki gelişmeleri önceden kestirmek giderek zorlaşmaktadır .
Hemen belirtilmelidir ki, biraz geriden takip etmekle birlikte sosyal bilimler de bu hızlı bilgisayarlaşmadan nasibini almaktadır. Bilgisayar metotlarının sosyal bilimlere uygulanmasını konu alan çalışmaların sayıca çoğalması, çeşitlenip derinleşmesi, bu çalışmaları yapanları çalıştıkları alanı "Sosyal bilimler bilişimi" (Social Science Computing) adlı yeni bir disiplin olarak tanımlamaya yöneltmiştir. Milyonlarca belgelik geniş arşiv koleksiyonlarını bilgisayar ortamına aktararak belgeye erişimde kullanıcının işini kolaylaştırmayı hedefleyen çalışmalarla, Kaos Teorisi'nin istikrarsız tarihi süreçlerin modellenmesine uygulanmasında bilgisayar kullanılması bu yeni disiplin kapsamına giren çalışmalardan bazılarıdır(1).
Bilgisayar kullanımının bu derece yaygınlaşması, bu teknolojinin donanım ve yazılım adı verilen iki unsurunda birbirine paralel gelişmeler sonucu olmuştur. Donanımdaki ilerlemeler bilgisayarların boyutunu küçültüp veri depolama ve işleme kapasitesini artırırken fiyatını ucuzlatmış, yazılım alanındaki ilerlemeler ise kullanımını kolaylaştırıp uygulama alanlarının genişletmiştir. 1950 ve 1960'ların sadece uzmanların kullanabildiği devâsâ ana (mainframe) bilgisayarlarından 1980'lerin herkesin kullanabildiği masaüstü (desktop) bilgisayarlara, oradan da taşınabilir dizüstü (laptop) bilgisayarlara geçildi. Üstelik, bu "laptop" bilgisayarlar 1960'ların "mainframe"lerinden çok daha güçlü ve çok daha ucuzdur.
Bilgisayarların birbirleriyle veri alışverişi ve ortak iş yapacak biçimde bağlanması ile oluşan bilgisayar ağları, bilgisayarların potansiyel gücünü inanılmaz boyutlara çıkardı. Böyle ağların toplamından oluşan İnternet, bilgiye ve bilgisayar kaynaklarına global erişim sağlamaktadır. 1990 yılından itibaren dünya çapında yaygınlaşmaya başlayan İnternet, kısa sürede hızlı gelişme gösterdi. İnternet'e bağlanma maliyeti düştü, güçlü ve kullanımı kolay programlar İnternet vasıtasıyla iletişim kurmayı ve bilgi erişimini ve yayıncılığı herkese açık bir imkan haline getirdi. Bir İnternet servisi olan World Wide Web (kısaca www veya Web) multi-medya verilerin (metin, ses, resim, film) tek bir sistemle entegre biçimde yayılmasına ve erişilmesine imkân vermesiyle, İnternet kullanıcı sayısında ve İnternet'te yayınlanan bilgi miktarında patlamaya yol açtı.
|