Cinsel
takıntılar da dayanılmazı zor olan, büyük
utanç ve acı veren takıntılar arasındadır.
Bazı kişilerin aklına hiç istemedikleri
zamanda hiç istemedikleri kişilerle ilgili
cinsel düşüncüler, erotik görüntüler gelir.
Zaman
zaman hastalarımız yüzleri perperişan,
gözyaşlarına boğulmuş halde odamıza girerler
ve sesleri boğularak, tıkanarak, utanarak
anlatırlar: ‘Kızlarıma tecavüz etmekten
korkuyorum. Anneme cinsel arzu duyuyormuş
gibi bir hisse kapılıyorum. Üç yaşındaki
yeğenimi öptükten sonra penisimin sertleşip
sertleşmediğini kontrol ediyorum.’ Bu
kişiler ya kızlarının saçlarını bile okşamaz
olur, annelerine yaptıkları ziyaretleri
bayramdan bayrama seyrekliğine indirirler,
veya gerçekten sapık olup olmadıklarını
kontrol maksadıyla olur olmaz yerde olur
olmaz şekilde yakınlarına dokunup onları
sinir ederler.
Dindar insanları cinsel
takıntılar gelir, ibadet sırasında bulur
hep. Tekbir alıp namaza durduklarında
gözlerinin önüne sevişen kadınlar ve
erkekler gelir. Kitabın ilk bölümünde bahsi
geçen Mehmet takıntılarından kurtulmak için
hacca gitmiş, ‘Kabe’nin duvarlarında adeta
seks filmi oynuyor,’ demişti. Hıristiyan
kadınların kendilerini Hazret-i İsa ile
cinsel ilişkide gördüklerine zaman zaman
rastlanır.
İnsanların cinsel
organlarına bakma takıntılarına da çokça
şahit oluruz. Kadınların cinsel organlarına
bakma dürtüsü duyan erkekler, gözleri
erkeklerin kasıklarına kayacakmış korkusu
yaşayan kadınlar sık sık bize başvururlar.
Bu kişiler erkekse kadınları rahatsız
etmekten, kadınsa ‘hafifmeşrep’ damgası
yemekten büyük korku duyarlar.
Halbuki daha önce de
belirttiğimiz gibi, obsesifler ahlaki
kurallara katı biçimde bağlı insanlardır.
Kendilerine büyük haksızlık eder, ‘sapık’
olduklarının anlaşılacağı endişesiyle izole
bir hayat yaşamaya başlarlar. Bir bayan
hastamız ‘Erkeklere bakar, onlara
gülümserim, orospu zannederler, rezil
olurum’ takıntısı yüzünden kendisini eve
hapsetmiş, on adım ötedeki bakkala bile
gidemiyordu. Ailenin gazeteden deterjana
kadar bütün ihtiyaçlarını kocası satın
alıyordu. Çocuklarının veli toplantısına
kocası katılıyordu. Nemelazım erkek
öğretmenlere, erkek velilere kaş göz
edebilirdi. Acilen diyelim bir kibrit lazım
olduğunda, kocası da evde yoksa, evinin
hemen önüne park ettiği arabasına atlıyor,
uzak bir semtten kibriti alıp dönüyordu.
Uzak semtlerde daha rahattı, çünkü erkeklere
baksa bile oralarda tanınmıyordu. Hatta
sonunda oturduğu mahalleden taşınmıştı.
Eşcinsellik takıntıları
da pek çok ‘normal’ erkeğin hayatını
mahveden takıntılardır. ‘Ben eşcinsel
miyim?’ sorusu zihinlerini kavurur. Ömürleri
boyunca hiçbir erkeğe ilgi duymamışlar,
sadece ve sadece kadınları hayal etmekten,
kadınlarla beraber olmaktan zevk
almışlardır. Ancak erkeklerle sevişirken
görürler kendilerini. Yakın arkadaşlarıyla,
amca çocuklarıyla, tanımadıkları erkeklerle
homoseksüel ilişki halindeki pozları
gözlerinin önünden gitmez. Erkek soyunma
odası türü yerlerde dehşete kapılırlar.
Eşcinsel görünce yılan görmüş gibi paniğe
kapılan, eşcinsel görmemek için yıllardır
Beyoğlu’na ayak basmamış hastalarımız vardır