|
Ana Sayfa
Cinsellik
Cinsel İsteksizlik |
|
|
|
Cinsel İsteksizlik
Bazı bireyler de yukarıdakinin aksine
cinsel yönden fazla arzulu olmadıklarını
düşünürler. "Fazla cinsel arzu duymamak"
da çoğu durumda yapısal bir özelliktir
ve birey baştan beri böyledir. Bazı
insanlar yapısal olarak cinselliğe daha
az "düşkündürler".
Bazı bireyler de
yukarıdakinin aksine cinsel yönden fazla
arzulu olmadıklarını düşünürler. "Fazla
cinsel arzu duymamak" da çoğu durumda
yapısal bir özelliktir ve birey baştan beri
böyledir. Bazı insanlar yapısal olarak
cinselliğe daha az düşkündürler".
Bazen bir birey
hayatının belli bir döneminde diğer
dönemlerine göre daha az cinsel arzu
duyduğunun farkına varabilir.
Cinsel arzunun anormal bir şekilde düşük
olduğunun belirleyicisi, bu arzu
azalmasının kişiyi rahatsız etmesi veya
kişinin eşiyle olan
ilişkilerini olumsuz etkilemesidir. Bu
tanımın dışında kalan "azalmış cinsel
arzu" anormal kabul edilmez
Cinsel arzuyu etkileyen faktörler
Kişisel özellikler
Bir önceki konuda belirtildiği gibi hem
erkeklerin hem de kadınların cinselliğe
olan ilgileri değişkendir. Bazı kadınlar
diğerlerinden daha
"isteksiz", bazıları ise "çok aşırı
istekli" görünebilir.
Bazı kadınların cinselliğe olan ilgileri
yüksek olmasına rağmen cinsel ilişkiye
olan ilgileri daha zayıf olabilir. Bu
kadınlar cinsel ilişkiden
daha çok yakın temasa ve dokunulmaya
önem verirler. Mastürbasyon da
kadınların sıklıkla uyguladığı bir
cinsellik ifadesi olup kadının
cinsel ilişkiye olan ilgisinden tümüyle
bağımsız bir olaydır.
Yaş
Yaşlandıkça cinsellik arzusu ve cinsel
ilişki sıklığı azalmakla birlikte
kadınlar tüm hayatları boyunca
cinselliğe olan ilgilerini ve
cinsellikten aldıkları zevki
sürdürürler.
Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan
anatomik değişiklikler (vajinanın
kısalması, daralması, duvarlarının
incelmesi, elastikiyetinin azalması, dış
genital bölgeler ve klitorisin
duyarlılığının azalması gibi özellikler)
nedeniyle vulva ve vajina daha duyarlı
hale gelir. Ek olarak vajinada ve idrar
yollarında daha sık enfeksiyon ortaya
çıkar. Tüm bu etkenler kadında cinsel
ilişki esnasında ağrı nedeni
olabilirler.İlişki esnasında ağrı
duyulması kadının cinsellikten
"soğumasıyla" sonuçlanabilir. Düzenli
olarak ilişkiye devam eden kadınlarda bu
olumsuz değişikliklerin daha ender
görüldüğü belirlenmiştir.
Cinsellikle ilgili çalışmalarıyla
tanınan Masters ve Johnson yaptıkları
çalışmalarda 20-50 yaş arasında kadın ve
erkeklerin haftada
ortalama 2-4 kez ilişkide
bulunduklarını, 50 yaştan sonra bu
sıklıkta hafif azalma olduğunu ancak hem
erkek hem de kadında cinselliğe ilginin
ömür boyu devam ettiğini
göstermişlerdir.
Gençliğinde cinsel yönden diğerlerine
göre daha istekli ve aktif olan
kadınların menopoz döneminde de
diğerlerinden daha bariz olarak aktif
oldukları da diğer bir gerçektir.
Yaş asla önyargılı bir şekilde
cinselliği azaltan bir etken olarak
görülmemelidir. Menopoz döneminde ve
hatta en ileri yaşlara kadar
"kendisine bakmayı" bilen ve düzenli
doktor kontrollerine giden kadın eşiyle
uyumlu bir cinsel yaşamı ömür boyu
sürdürebilir.
İlaç
kullanımı
Çok çeşitli ilaçlar (yüksek tansiyon
tedavisinde kullanılan ilaçlar,
depresyon tedavisinde kullanılan
ilaçlar, sakinleştiriciler gibi) cinsel
arzu ve diğer cinsel işlevler üzerinde
olumsuz etkiler yapabilirler. Böyle
durumlarda ilacın değiştirilmesi veya
doz ayarlaması gerekebilir.
Hastalıklar
Jinekolojik sorunlar (gebe kalamama,
düzensiz kanama gibi) veya dahili
hastalıklar (tansiyon yüksekliği,
nörolojik hastalık, kanser gibi) ve
diğer çok sayıda hastalık cinselliği
olumsuz yönde etkileyebilir. Etkili bir
şekilde tedavi edildiklerinde genellikle
cinsellik eski haline geri döner.
Geçirilmiş ameliyatlar
Rahimin herhangi bir nedenle ameliyatla
çıkarılmış olması sonrasında geçici
olarak cinsel arzuda ve diğer cinsel
işlevlerde azalma
olabilir. Yine rahimle beraber
yumurtalıkların çıkarılmış olması
östrojen hormonunun azalmasına bağlı
direkt olarak veya hormon
azalmasının genital dokular üzerindeki
geriletici etkilerine bağlı olarak
cinselliği olumsuz etkileyebilir
Rahimin alınmış olmasının cinselliği
kalıcı olarak olumsuz etkilediğine dair
bir bilimsel veri mevcut değildir.
Yumurtalıkların alınması
sonrasında östrojen hormonu tedavisi
yapıldığında cinselliğin etkili bir
şekilde sürdürülmesi mümkün
olabilmektedir.
Gebe
Kalma Korkusu
Genç bir kadın özellikle evlilik öncesi
dönemde gebe kalma riskinin verdiği
endişeyle cinselliğini uygun bir şekilde
yaşayamayabilir. Etkili bir doğum
kontrol yöntemi kullanmak bu endişenin
ortadan kalkmasını sağlayabilir.
Cinsel yolla bulaşan hastalık edinme
korkusu
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan
birine yakalanma korkusu özellikle çok
sayıda cinsel eşi olan veya çok sayıda
cinsel eşi olan bir erkekle beraber olan
bir kadında yerli bir korku olmalıdır.
Bu tür hastalıkların genital sistemde ve
hatta tüm vücutta yaratabilecekleri
muhtemel hasarları önlemek için her
kadının bu hastalıklardan korunmak için
gerekli önlemleri alması önemlidir
|
|
|
|
Önemli Uyarı :
Sitesindeki içerikler sadece bilgi
amaçlıdır, kişisel teşhis ya da tedavi
yönteminin seçimi için doğrudan
kullanılmamalıdır. Sitemizdeki içerik
kullanıcıyı bilgilendirmeye yönelik olarak
hazırlanmıştır, bu sitedeki bilgiler sizin
özel sağlık durumunuz için kullanılamaz.
Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine
başlanması ya da mevcut ilaç tedavisinin
değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
En Popüler İçerik |
|
|
| |
|
|
|
|
|